Söyleşiyi Yapan: Pınar Karatay Bek
Visa Europe Kredi Kartı, Fiat, Demirdöküm ve son olarak Nokia gibi büyük markaların düzenledikleri yarışmalar ile adını duyduğumuz, özellikle etkileyici Nokia 888 tasarımı ile gündeme yerleşen Tamer Nakışçı söyleşi konuğumuz. Onunla biraz hayallerden, biraz gerçeklerden, biraz kendisinden, biraz da endüstriyel tasarımdan konuştuk. Keyif almanız dileğiyle.
DinoDream - Klasik ilk isteğimizi sana da yöneltmek istiyoruz :). Bize biraz Tamer Nakışçıyı anlatır mısın?
Tamer Nakışçı - 23 yaşında bir tasarımcıyım. Hayatımın büyük bir bölümü kafamdaki dünyayı dışarı çıkarmakla geçiyor. Bundan da gayet memnunum kendimi başka bir şekilde göremezdim sanırım. Hayatın her yönünden zevk almaya çalışan biriyim. Gerçek bir tasarımcı olmak için heryeri, herşeyi görmek, yaşamak gerekir hatta aynı zamanda iyi bir müzisyen, yönetmen, yazar, oyuncu, sanatçı, gözlemci olmak...
DD - Mimar Sinan Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümünde son sınıf öğrencisi olduğunu biliyoruz. Bu bölümü tercih etme sebebini öğrenebilirmiyim.
TN - Lisenin ilk yıllarında zaten normal bir mesleğe sahip olamayacağımı hissetmiştim. Farklı birşeyler yapmak isteği vardı içimde ve sanata olan ilgim her gecen gün artıyordu. Uzunca bir süre gösteri sanatlarıyla ilgilendim. Gerek işin mutfağında; oyun yöneterek, müzik yaparak, dekor tasarlayarak, gerekse sahne üzerinde seyirci karşısında oynayarak. Çevrem sanata ve yaratıcılığa değer veren insanlarla çevriliydi. Ben yaratıcılığı tek bir dala indirgeyemiyorum. Bir insan yaratıcıysa her alanda öyledir. Ben tiyatro sayesinde gözlem yapmayı öğrendim, insanları, olan biteni,
hayattaki ufak detayları. Yıllarım bunlara kafa yorarak gözlerimi dört açarak etrafımda olup biteni inceleyerek ve bunları sahneye taşıyarak geçti. Çevremde yaptığım şeylere değer veren benim gibi üretken ve orijinal arkadaşlarım, ahşap zanaatkarı bir babam ve endüstriyel tasarımcı bir abimin olması da benim bu kararımda etkili oldu sanırım. Nihayetinde 2000 yılında senelerdir durduramadığım bu içimdeki yaratma içgüdüsünü doğru yere kanalize etme zamanı gelmişti. Orası da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi idi...

DD - Endüstriyel tasarım denildiğinde akla neler gelmeli. Bu işin kapsamı nedir?
TN - Etrafımızda gördüğümüz hemen her şey tasarlanmıştır. Yolda yürürken bir an durup etrafınıza bakarsanız eğer ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Veya bunu şu an bilgisayarınızın başında otururken de yapabilirsiniz. Etrafınıza bakın, oturdugunuz sandalyeden tutunda, ayağınızdaki ayakkabıya, bu yazıları okuduğunuz monitöre, kolunuzu dayadığınız masaya, az önce yemek yediğiniz tabağa, ve tabi ki cep telefonuna kadar, her ürünün bir tasarımcısı vardır. Bu bakımdan tasarım hayatın her yerindedir diyebiliriz. Veya biz tasarımcılar için mesai saati bitimi diye bir kavram yoktur da diyebiliriz... Ama tabi ki tasarımcı olmak yaratıcılık ve estetik duygular kadar aynı zamanda ciddi miktarda mühendislik bilgisi de gerektirir. Tasarımcı bir ürünün fikir aşamasından kullanıcıya ulaştığı evreye kadar her aşamaya hakim olabilecek altyapıya ve bilgiye sahip olmalıdır.

DD - Türkiye Endüstriyel Tasarımda hangi noktada, Türkiyede üretilen tasarımlar dünya vitrininde yeterince gösterilebiliyor mu?
TN - Türkiyede tasarım kelimesini daha çok duyar olduk son zamanlarda. Bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi henüz algılayamasam da, ileriye dönük olarak ülkemizde birşeylerin iyi anlamda değişeceğine inanıyorum. Yepyeni bir nesil olarak geliyoruz. Türkiyede tasarıma gereken değer maalesef verilmiyor henüz, bir noktada eksik kalıyoruz. Üretim potansiyeli olarak güçlüyüz, fakat hala taklit ürünler üretiyoruz. Çok buyuk eksiklikler, yanlışlar var ülkemizde. Türkiyeden çıkan tasarımların uluslarası alanda ses getirebilmesi için aynı zamanda Türkiye'nin imajının da değişmesi gerekiyor. Bu da internetin gelişmesi ve buna bağlı olarak Türkiyeye gelen turist sayısındaki patlama ile beraber olmakta yavaş yavaş. ınsanlar birbirlerine anlatıyorlar yaşadıklarını görduklerini. Artık ıtalyada ıstanbuldanım diyince nee ? ? olamaz çook güzel bir yermiş orası arkadaşım gitti. Ne kadar şanslısın diyorlar Yani hakkımızdaki önyargıyı kırıyoruz zamanla. Türk tasarımcıların yurtdışındaki başarıları da tasarım alanında önümüzü hergün biraz daha açıyor. Bu anlamda da umarım benim de biraz katkım olmuştur son yıllarda yaptıklarımla.

DD - Visa Europe Kredi Kartı, Fiat, Demirdöküm ve Nokia gibi büyük firmaların düzenlemiş olduğu Tasarım yarışmalarında dereceler aldın. Yarışma psikolojisinden, projenin detaylarından, kazandığın zaman neler hissettiğinden bahseder misin?
TN - Eskiden yarışmalara katılmaya vaktim olmazdı veya kendimi öyle kandırırdım. Okuldaki projelere ancak yetişebiliyordum. Bir yarışma duyduğum zaman aklıma iyi bir fikir gelirdi bazen, ama sonra bir türlü o gücü kendimde bulamaz ve teslim edemezdim. Bir gün bunun farkına vardım ve artık bunu kırmaya karar verdim. Bu Demirdöküm tasarım yarışmasıydı. ılk katıldığım yarışmaydı ve ben birinci olmuştum. Yarışmaları ben pratik olarak ele alıyorum. Normalde yapmakta oldugunuz işlere bir ara verip tamamen bunlardan sıyrılıp özgürce bir şey tasarlama şansı veriyor size. Belli bir proje disiplini ve hız kazandırıyor size.
Bu mantıkla yola cıkarak Nokia nın tasarım yarışmasına katılmaya karar verdim bu yaz. 1 hafta boyunca kanalize olup bu kısıtlı zamanda projemi tamamladım ama açıkçası bitirdiğimde çok memnun değildim. Zaman darlığından dolayı fikrimi iyi anlatamadığımı düşünüyordum. Daha planlı başlayabilirdim, daha rahat çalışabilirdim. ıstemeden de olsa aklımdan cıkardım bu yarışmayı, hatırlamak bile istemedim, ta ki bir sabah yurtdışından o telefon gelene kadar... Çok gururlandığımı hatırlıyorum. Böylesine büyük bir yarışmada birinci olmak, ayrıca uluslarası bir yarışmada bir Türk olarak ismimin yer alması gerçekten çok mutluluk verici. Ben Nokia 888 ile gençlere yönelik, onlara hareketli günlük yaşantılarında maximum kolaylık ve eğlence sağlayan bir telefon tasarladım. Biz gençler telefon taşımak istemiyoruz. Bu telefon da bu noktadan yola çıkılarak tasarlandı. Birden farklı şekilde kullanılabiliyor, isteğe göre bilekte, rulo halinde cepte, kıvrılıp yakanızda taşınabiliyor. Form size uyuyor, siz forma diil. Çağrı gelince şekil değiştiriyor. Arkadaşlarınıza mesaj yerine form yollayabiliyorsunuz. Eğlenceli ve basit bir fikrin, futuristik ama gerçekçi bir yorumu Nokia 888.

DD - Fiat projesinden sonra Milano'da bir yıl staj yaptığını biliyorum. Buradaki eğitim şekliyle senin üniversitede aldığın eğitimi kıyaslamanı istesem bizimle neler paylaşırsın. Bu 1 yıllık deneyim sana neler kattı?
TN - şunu çok net söyleyebilirim ki, eğer Italyada Fiatta o 1 senelik tecrubeyi edinmemiş olsaydım şu anda burda bu röportajı yapıyor olamazdık. Italya bana çok şey kattı, gerek tasarım, gerekse hayat felsefesi olarak çok değiştiğimi hissediyorum. Hayata verilmiş bir ara gibiydi benim için Milano. Gecem gündüzüm dünyanın dört bir yanından gelmiş diger tasarımcılarla konuşup, beraber tasarım yaparak geçti ve bu bana çok şey kattı. Tasarımın hem duygusal yönünün hem de öte yandan ürünün senaryosunun, stratejik planlamasının önemini anladım.
DD - Tasarımcı olarak bir projeyi ele alış şeklini açıkcası merak ediyorum. Nerden ve nasıl işe başlıyorsun.
TN - Tabi ki bu sorunun cevabı ne tasarladığınıza çok bağlı. Ama genel olarak konuşmak gerekirse şöyle ifade edebilirim. Benim için her tasarımın bir ruhu vardır. Tıpkı insanlar gibi. Bir insanı diğerinden ayıran özellikler, detaylarda gizlidir çoğu zaman. Yeni bir tasarıma başlarken büyüleyici olan şey ona bir ruh veriyor olmanız. Herşey sizin elinizde. Size ait. Bu bağlamda ben öncelikle projeyi anlayarak başlarım, kim için ne yapıyorum? Sonuçta insanlarla konusacak olan ürünün kendisidir. Bu nedenle ürün ne olduğunu kendi başına anlatabilmelidir. Daha sonra ne anlatmak istediğime karar veriyorum. Üründen kullanıcıya doğru nasıl bir duygu akışı oluşmalı? Kelimelerle ifade edemediğim şeyler bunlar ve aslında işin tılsımı da burada. Tabi ki tasarım henüz başlamamış oluyor bu süreçte, henüz konsept aşamasında, yoğun araştırmalar, denemeler, uykusuz geceler sonrasında bir anda bir fikir yakalıyorum. Kimsenin daha once görmediği, atladığı bir nokta, daha önce kimsenin aklına gelmeyen bir nokta belki. ışte bu noktada tasarıma gerçek anlamda start veriyorum ve sonrasında bir nefeste herşey birbirini takip ediyor ve sonuca ulaşıyor.
DD - Peki hayatını nasıl tasarlıyorsun? Elinde herhangi bir proje/projeler var mı, şu aralar neler yapıyorsun? Keşke bu işi yapmasaydım dediğin bir proje oldu mu?
TN - Hayatımı aslında iyi tasarladığım söylenebilir. Kendime koyduğum hedefleri bir bir gerçekleştirdim bugüne kadar hem tasarım anlamında hem de hayatımın geriye kadar ufak kısmında. Planlı ve düzenli olmayı seviyorum, ama öte yandan plansız ve herşeye açık olmak da çok iyi geliyor bazen. Mayıs ayında Türkiyeye döndükten sonra bir tasarım firmasında çok keyifli ve başarılı bir dizi projede yer aldım, halen da kişisel projelerim el verdiği ölçüde yer almaktayım. şu sıralar bir ürün serisinin tasarımı üzerinde çalışıyorum. Öte yandan karşıma her gün yeni teklifler, fırsatlar çıkıyor. Bunları değerlendirmekteyim şu anda. Taki herkesin hayatında belli dönemlerde yanlış yaptığı şeyler olmuştur, çok büyük olmasada tabi benim de oldu; ama ben bunlara tecrübe olarak bakıyorum.
DD - Peki yapmayı düşündüğün projeler. Gelecek ile ilgili gerçekleştirmeyi çok istediğin bir hayalin var mı?
TN - Eski bir röportajımda şöyle demiştim, o sıralar Italyaya yeni gitmiştim; eskiden gelecek konusunda biraz karamsardım, ama daha sonra anladım ki eğer yeterince iyiyseniz haketttiğiniz yere geliyorsunuz. Dünyanın neresinde olursanız olun... Türkiyeye döndükten sonra kendime sordum: evet sırada ne var? Çünkü bu başarıların getirdiği belli miktarda bir yük de oluyor haliyle bir sonraki adımınızı iyi planlamanız ve dikkatli atmanız gerekiyor. Ama bu noktada eskiden kurduğum bu cümle aklıma geldi tekrar ve bunu Nokia başarısı takip etti. O nedenle kendime çok güveniyorum. Kapasitemin farkındayım ve her geçen gün bu kapasitemi arttırmaya devam ediyorum. Eğer doğru şekilde yaklaşırsam altından kalkamayacağım bir iş olabilecegini hayal edemiyorum. Bunu yakın zamanda tekrar yaşadım, tekrar yaşayacağım da, buna inanıyorum. Fakat benim için herşeyin birbirini takip ettiği şu dönemde gelecekle ilgili olarak henüz net bir plan yapamıyorum, hatta yapmıyorum. Bir süre kendimi olayların akışına bıraktım. Kafamda bir takım projelerim, girişimlerim var. Bunlar şimdilik bana kalsın, ama yakında tekrar görüşeceğiz gibi geliyor bana...
DD - Etkilendiğin tasarımcılar var mı ve seni etkilemeyi nasıl başardılar :)
TN - Ross Lovegrove, Eero Saarinen, Marc Newson ve Karim Rashid aklıma gelen ilk 4 isim. ısimleri çoğaltabilirim. Ama onemli olan farklı kuşaklardan ve farklı tarzlardan geliyor olsalar da yaptıkları ile dunya çapında ses getirebilmiş ve sonsuza dek hatırlanacak olmaları. Tasarımcılar sonsuza dek yaşayamaz ama tasarımları yaşabilir.
DD - Geldik çanta kısmına :) şimdi çantanı masanın üzerine boşaltsak içinden neler neler çıkar?
TN -
Neler çıkmaz ki? hmm bi bakalım... kalemler, not defterim, karvizitlik, yıldız rozetim, cdler, dvdler, atkı ( evet kış geldi ), kahve termosum, ordan burdan toplanmış postakartları, fotokopi çekilmiş notlar, memory stick, music player vs vs vs...... oldukça kalabalık kısacası.
Teşekkür eder, başarılarının devamını dileriz. :)
|